JANSET BEKLEN ARAN
JANSET_

Janset Beklen Aran; insanı, kurumu ve hikâyeyi merkezine alan bir düşünme ve çalışma pratiğine sahiptir. Farklı disiplinlerde edindiği deneyimleri; iletişim, anlatı, strateji ve farkındalık ekseninde birleştirir.

Image

ÇALIŞMALAR

BİREYLER

KURUMLAR

PODCAST

BİREYLER

KURUMLAR

PODCAST

Image
Image
Image
Image
Image
Image

Blog

Image
Zorbalık Artık Oyun Gibi Oynanıyor

Zorbalığın oyun gibi yaşandığı ama derin izler bıraktığı bir park anı üzerinden, çocukluktaki kötülüğün tohumlarını sorgulayan bir metin.

Image
Zorbalık Artık Oyun Gibi Oynanıyor

Geçenlerde kızımla parka gittik. Henüz dört yaşında. Küçük bir grubun oyununa katılmak istedi. Birini tanıyordu içlerinden. Yaklaştı, konuştu. Ama istemediler. Oynamıyorlarmış. Bir süre sonra gelip kızımın bindiği salıncağı hızla sallamaya başladılar. O direndi önce. Sesini yükseltti.

Ama sonra, doz arttı. Bir anda hep birlikte bağırmaya başladılar. Kızımın yüzüne hunharca bağırarak salıncağı daha da sert sallamaya devam ettiler. O an… Kızımın korkudan titreyen sesini, ama daha çok onların yüzünde beliren o öfkeyi, o parlamayı unutamıyorum.

Gözlerinden çıkan alev gibi bir şeydi. Ve biz, bir an eşimle göz göze gelip aynı şeyi düşündük: “Bu kadar küçük bir bedenden bu kadar büyük bir öfke nasıl çıkabiliyor?” Gerçekten şaşırdık. Çünkü bu artık sıradan bir dışlama değildi. Bu, neredeyse fiziksel bir saldırganlık haline gelmişti. Ve neyin üstüne kurulduğunu anlamak istedik. Ve sonra, kızım kucağımdayken geldiler yine. Alay etmeye, laf atmaya devam ettiler: “Bak biz ne aldık salıncağımıza!” “Üstün pis olmuş, dondurma dökülmüş!” Gülerek, yüksek sesle, tekrar tekrar. O an içimde bir cümle kuruldu: “Bu kadar erken mi gerçekten?” Ben orada ezilmedim. Kızımı aciz ya da zayıf da görmedim. Ama şunu çok net gördüm: Kötülük, artık daha ince, daha örgütlü, daha sessiz başlıyor. Ve çok daha erken yaşta. Çocuklar artık sadece oyun oynamıyor; birbirlerine üstünlük kuruyor, dışlıyor, alay ediyor. Ve bunu yaparken bir tür keyif geliştiriyorlar. Ve bu çocuklar, bir yetişkinin yanında bile durmaktan çekinmiyorlar. Kızım kucağımdayken bile geldiler. Bu ne demek?

Bu davranış, birkaç şeyi çok açık gösteriyor:

🔸 Sınır tanımıyorlar.

Yetişkinin orada olması, durmaları için bir sebep değil. Demek ki daha önce sınırla karşılaşmamışlar. Ya da karşılaştıklarında sonuçsuz kalmış.

🔸 Empati kuramıyorlar.

Ağlayan bir çocuğun annesine sığınması… Normalde dokunur insana. Ama dokunmuyorsa, o duyguyla hiç tanışmamış olabilirler. Ya kendi duyguları bastırılmıştır… ya da başkalarının duygularına hiç temas edememişlerdir.

🔸 Güç gösterisi yapıyorlar.

Birlikte hareket ederek bir çocuğu hedef almak ve ardından güle oynaya üstünlük kurmak… Bu bir oyun değil. Bu bir model. Büyüdüklerinde başka sahalarda, başka insanlara karşı sürdürecekleri bir davranış biçimi.

Peki bu çocuklar neden böyle? Çünkü çocuklar böyle doğmuyor. Böyle öğreniyorlar. Evde, sokakta, okulda, televizyonda, sosyal medyada gördüklerini model alıyorlar. Bizim neye güldüğümüzü, kimi “pis”, kimi “güzel”, kimi “bizden” saydığımızı fark ediyorlar. Ve bunu taşıyorlar: oyun parkına, sınıfa, hayata. Bazı davranışlar karşısında susuluyor. Bazı sözler ödüllendiriliyor. Bazı dışlamalar “çocukça” sayılıyor. Ve biz, fark etmeden büyütüyoruz o karanlık kökü. Ve bir şey daha: Empati, gelişmesi zaman alan bir beceridir. Ama gelişmesi için önce var olması gerekir. Bir çocuk başkasının ağladığını görüp, “Ne olmuş yani?” diyorsa… Büyük ihtimalle ya duygularını tanımıyordur, ya da bir başkasının duygusuyla hiç karşılaşmamıştır. Yani sadece “duyarsız” değil; duygularla tanışmamış olabilir.

Bu yüzden “çocuk işte” demek yetmiyor artık. Çünkü bu ‘çocukluk’ hali değil. Bu, başkasının sınırını tanımadan büyümüş bir davranış biçimi. Ben kendi çocuğuma empatiyi, sınırı, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. Ama karşısına çıkan çocuklar bunu hiç duymamışsa… İyi olmak bazen çok yalnızlaştırıcı olabiliyor. Yine de inanıyorum: İyi olmak bir lüks değil. Bir mücadele. Ve ben, o mücadeleye kızımla birlikte şimdiden başlıyorum.

Image
Bugün hangi ünvanla uyanmadım?

Bazı sabahlar yataktan bir kalkarsın, gördüğün bambaşka bir sen atman gereken o zorlu adımı atmışsın. Bu nasıl olabilir acaba?

Image
Bugün hangi ünvanla uyanmadım?

Geçenlerde kızımla parka gittik. Henüz dört yaşında. Küçük bir grubun oyununa katılmak istedi. Birini tanıyordu içlerinden. Yaklaştı, konuştu. Ama istemediler. Oynamıyorlarmış. Bir süre sonra gelip kızımın bindiği salıncağı hızla sallamaya başladılar. O direndi önce. Sesini yükseltti.

Ama sonra, doz arttı. Bir anda hep birlikte bağırmaya başladılar. Kızımın yüzüne hunharca bağırarak salıncağı daha da sert sallamaya devam ettiler. O an… Kızımın korkudan titreyen sesini, ama daha çok onların yüzünde beliren o öfkeyi, o parlamayı unutamıyorum.

Gözlerinden çıkan alev gibi bir şeydi. Ve biz, bir an eşimle göz göze gelip aynı şeyi düşündük: “Bu kadar küçük bir bedenden bu kadar büyük bir öfke nasıl çıkabiliyor?” Gerçekten şaşırdık. Çünkü bu artık sıradan bir dışlama değildi. Bu, neredeyse fiziksel bir saldırganlık haline gelmişti. Ve neyin üstüne kurulduğunu anlamak istedik. Ve sonra, kızım kucağımdayken geldiler yine. Alay etmeye, laf atmaya devam ettiler: “Bak biz ne aldık salıncağımıza!” “Üstün pis olmuş, dondurma dökülmüş!” Gülerek, yüksek sesle, tekrar tekrar. O an içimde bir cümle kuruldu: “Bu kadar erken mi gerçekten?” Ben orada ezilmedim. Kızımı aciz ya da zayıf da görmedim. Ama şunu çok net gördüm: Kötülük, artık daha ince, daha örgütlü, daha sessiz başlıyor. Ve çok daha erken yaşta. Çocuklar artık sadece oyun oynamıyor; birbirlerine üstünlük kuruyor, dışlıyor, alay ediyor. Ve bunu yaparken bir tür keyif geliştiriyorlar. Ve bu çocuklar, bir yetişkinin yanında bile durmaktan çekinmiyorlar. Kızım kucağımdayken bile geldiler. Bu ne demek?

Bu davranış, birkaç şeyi çok açık gösteriyor:

🔸 Sınır tanımıyorlar.

Yetişkinin orada olması, durmaları için bir sebep değil. Demek ki daha önce sınırla karşılaşmamışlar. Ya da karşılaştıklarında sonuçsuz kalmış.

🔸 Empati kuramıyorlar.

Ağlayan bir çocuğun annesine sığınması… Normalde dokunur insana. Ama dokunmuyorsa, o duyguyla hiç tanışmamış olabilirler. Ya kendi duyguları bastırılmıştır… ya da başkalarının duygularına hiç temas edememişlerdir.

🔸 Güç gösterisi yapıyorlar.

Birlikte hareket ederek bir çocuğu hedef almak ve ardından güle oynaya üstünlük kurmak… Bu bir oyun değil. Bu bir model. Büyüdüklerinde başka sahalarda, başka insanlara karşı sürdürecekleri bir davranış biçimi.

Peki bu çocuklar neden böyle? Çünkü çocuklar böyle doğmuyor. Böyle öğreniyorlar. Evde, sokakta, okulda, televizyonda, sosyal medyada gördüklerini model alıyorlar. Bizim neye güldüğümüzü, kimi “pis”, kimi “güzel”, kimi “bizden” saydığımızı fark ediyorlar. Ve bunu taşıyorlar: oyun parkına, sınıfa, hayata. Bazı davranışlar karşısında susuluyor. Bazı sözler ödüllendiriliyor. Bazı dışlamalar “çocukça” sayılıyor. Ve biz, fark etmeden büyütüyoruz o karanlık kökü. Ve bir şey daha: Empati, gelişmesi zaman alan bir beceridir. Ama gelişmesi için önce var olması gerekir. Bir çocuk başkasının ağladığını görüp, “Ne olmuş yani?” diyorsa… Büyük ihtimalle ya duygularını tanımıyordur, ya da bir başkasının duygusuyla hiç karşılaşmamıştır. Yani sadece “duyarsız” değil; duygularla tanışmamış olabilir.

Bu yüzden “çocuk işte” demek yetmiyor artık. Çünkü bu ‘çocukluk’ hali değil. Bu, başkasının sınırını tanımadan büyümüş bir davranış biçimi. Ben kendi çocuğuma empatiyi, sınırı, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. Ama karşısına çıkan çocuklar bunu hiç duymamışsa… İyi olmak bazen çok yalnızlaştırıcı olabiliyor. Yine de inanıyorum: İyi olmak bir lüks değil. Bir mücadele. Ve ben, o mücadeleye kızımla birlikte şimdiden başlıyorum.

Image
Buyurmaz mısın?

Sen varsın. Her şeyi bir arada tutan şey senin çaban. Bazen yorgun… bazen kırgın, bazen öfkeli, bazen durgundun. Ama her seferinde devam ettin.

Image
Buyurmaz mısın?

Geçenlerde kızımla parka gittik. Henüz dört yaşında. Küçük bir grubun oyununa katılmak istedi. Birini tanıyordu içlerinden. Yaklaştı, konuştu. Ama istemediler. Oynamıyorlarmış. Bir süre sonra gelip kızımın bindiği salıncağı hızla sallamaya başladılar. O direndi önce. Sesini yükseltti.

Ama sonra, doz arttı. Bir anda hep birlikte bağırmaya başladılar. Kızımın yüzüne hunharca bağırarak salıncağı daha da sert sallamaya devam ettiler. O an… Kızımın korkudan titreyen sesini, ama daha çok onların yüzünde beliren o öfkeyi, o parlamayı unutamıyorum.

Gözlerinden çıkan alev gibi bir şeydi. Ve biz, bir an eşimle göz göze gelip aynı şeyi düşündük: “Bu kadar küçük bir bedenden bu kadar büyük bir öfke nasıl çıkabiliyor?” Gerçekten şaşırdık. Çünkü bu artık sıradan bir dışlama değildi. Bu, neredeyse fiziksel bir saldırganlık haline gelmişti. Ve neyin üstüne kurulduğunu anlamak istedik. Ve sonra, kızım kucağımdayken geldiler yine. Alay etmeye, laf atmaya devam ettiler: “Bak biz ne aldık salıncağımıza!” “Üstün pis olmuş, dondurma dökülmüş!” Gülerek, yüksek sesle, tekrar tekrar. O an içimde bir cümle kuruldu: “Bu kadar erken mi gerçekten?” Ben orada ezilmedim. Kızımı aciz ya da zayıf da görmedim. Ama şunu çok net gördüm: Kötülük, artık daha ince, daha örgütlü, daha sessiz başlıyor. Ve çok daha erken yaşta. Çocuklar artık sadece oyun oynamıyor; birbirlerine üstünlük kuruyor, dışlıyor, alay ediyor. Ve bunu yaparken bir tür keyif geliştiriyorlar. Ve bu çocuklar, bir yetişkinin yanında bile durmaktan çekinmiyorlar. Kızım kucağımdayken bile geldiler. Bu ne demek?

Bu davranış, birkaç şeyi çok açık gösteriyor:

🔸 Sınır tanımıyorlar.

Yetişkinin orada olması, durmaları için bir sebep değil. Demek ki daha önce sınırla karşılaşmamışlar. Ya da karşılaştıklarında sonuçsuz kalmış.

🔸 Empati kuramıyorlar.

Ağlayan bir çocuğun annesine sığınması… Normalde dokunur insana. Ama dokunmuyorsa, o duyguyla hiç tanışmamış olabilirler. Ya kendi duyguları bastırılmıştır… ya da başkalarının duygularına hiç temas edememişlerdir.

🔸 Güç gösterisi yapıyorlar.

Birlikte hareket ederek bir çocuğu hedef almak ve ardından güle oynaya üstünlük kurmak… Bu bir oyun değil. Bu bir model. Büyüdüklerinde başka sahalarda, başka insanlara karşı sürdürecekleri bir davranış biçimi.

Peki bu çocuklar neden böyle? Çünkü çocuklar böyle doğmuyor. Böyle öğreniyorlar. Evde, sokakta, okulda, televizyonda, sosyal medyada gördüklerini model alıyorlar. Bizim neye güldüğümüzü, kimi “pis”, kimi “güzel”, kimi “bizden” saydığımızı fark ediyorlar. Ve bunu taşıyorlar: oyun parkına, sınıfa, hayata. Bazı davranışlar karşısında susuluyor. Bazı sözler ödüllendiriliyor. Bazı dışlamalar “çocukça” sayılıyor. Ve biz, fark etmeden büyütüyoruz o karanlık kökü. Ve bir şey daha: Empati, gelişmesi zaman alan bir beceridir. Ama gelişmesi için önce var olması gerekir. Bir çocuk başkasının ağladığını görüp, “Ne olmuş yani?” diyorsa… Büyük ihtimalle ya duygularını tanımıyordur, ya da bir başkasının duygusuyla hiç karşılaşmamıştır. Yani sadece “duyarsız” değil; duygularla tanışmamış olabilir.

Bu yüzden “çocuk işte” demek yetmiyor artık. Çünkü bu ‘çocukluk’ hali değil. Bu, başkasının sınırını tanımadan büyümüş bir davranış biçimi. Ben kendi çocuğuma empatiyi, sınırı, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. Ama karşısına çıkan çocuklar bunu hiç duymamışsa… İyi olmak bazen çok yalnızlaştırıcı olabiliyor. Yine de inanıyorum: İyi olmak bir lüks değil. Bir mücadele. Ve ben, o mücadeleye kızımla birlikte şimdiden başlıyorum.

Image
Image
Image
Image
Image
Image

O Neden Öyle?

Image
Youtube

Gündelik hayatta kendimi sık sık " O Neden öyle?" diye sorgularken buluyorum. Kimi zaman bir duygu, kimi zaman bir ilişki ya da iç sesin peşine düşüyorum. Mükemmel olmaya çalışmadan, sadece oyunda kalarak.

HEMEN DİNLE
Image
Image
Spotify

Hayatta her gün, aklımın köşesinde bekleyen o soruyla karşılaşıyorum: 'Neden böyle?' Gördüğüm, duyduğum ya da hissettiğim her şey beni bu soruyu sormaya iterken, çoğu zaman bu sorunun kendisi, cevaplardan daha fazla şey anlatıyor.

HEMEN DİNLE
Image
Image
Apple Podcasts

Bu podcastte, merakla bilemediklerimizin içine dalıyoruz. Gündelik hayatın sıradan görünen yüzünde, ilişkilerin karmaşık ağlarında ve kendimizi aradığımız o sessiz köşelerde gezinip sorguluyoruz.

HEMEN DİNLE
Background

Janset Beklen Aran

Hakkımda
Merhaba, ben Janset. Yıllarca kurumsal iletişim yöneticiliği yaptıktan sonra, kendi sesimi bulmak için yeni bir yola çıktım. Şimdi bağımsız olarak podcast üretiyor, içerik tasarlıyor ve bireylerle dönüşüm odaklı mentorluk çalışmaları yürütüyorum.
  • Deneyim
  • Freelance

    2024 - Halen

  • Coşkunöz Holding

    2018 - 2024

  • 4CEO

    2016 - 2018

  • Aktaş Holding

    2017 - 2018

  • Kids Studio Çocuk Gelişim Akademisi

    2012 - 2016

  • Torunlar

    2008 - 2012

  • The Sofa Otel & Residences

    2007 - 2007

  • Bernaylafem

    2007 - 2007

MARKALAR VE ORTAKLAR
Perakende, otomotiv, savunma, makine, havacılık ve bilişim gibi sektörlerde pazarlama iletişimi, itibar ve marka yönetimi alanlarında deneyime sahiptir. 14 yıllık profesyonel kariyerinde, uluslararası bir modeli yerel bir modele dönüştürdüğü girişimcilik başarı öyküsüne sahiptir.
KID, TÜHİD ve BUİKAD gibi birçok derneğin üyesidir. Cinsiyet eşitliği alanında birçok çalışma ve koçluk projesinde yer almaktadır. 2022 ve 2023 yıllarında Türkiye'nin En İyi 50 Kurumsal İletişim Yöneticisi arasında gösterilmiştir.
Image
Image
Image
Image
Image
Image
TAVSİYE VE YORUMLAR
Image
Adem Dalkıran

Pazarlama Direktörü

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since

Image
Burak Alsancak

Kurucu

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since

Image
Zeynep Demir

Ürün Yöneticisi

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since

Image
Emre Kaya

Freelance

Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since

// Tamamlanan Projeler

10 +

// Danışan Memnuniyeti

10 %

// Yılların Deneyimi

1 +

Image

Instagram

EN SON PAYLAŞIMLARIMI KEŞFEDİN

Sıkça Sorulan Sorular

Image

Daha Fazlası
İçin Buradayım

Bir seçenek seçiniz *

Bir seçenek seçin
  • Bireyler
  • Kurumlar
  • Podcast